- Küreselleşme olarak adlandırılan sürecin yaşamın her alanında, özellikle de kentlerde yarattığı rant odaklı dönüşüm ve ezilen toplum kesimleri üzerinde yarattığı ağır tahribat,
- Türkiye kentlerine özgün sorunlar ve hâkim hegemonyanın bu sorunlar karşısında ürettiği çözüm önerilerinin sığlığı, bütünsellikten ve kamu yararından uzaklığı,
- Bu çözümleri meşrulaştıran, ancak planlama ile ilgili çerçeveyi karmaşaya götüren yasal düzenlemeler,
- Bu karmaşadan yararlanarak kamu yararı dışında belirli kesimlerin çıkar ve beklentilerine hizmet eden uygulamalar gerçekleştirilen kent yönetimleri,
- Rant ve ekonomik yarar odaklı bir yaklaşımla, yaşayanların “barınma hakkı”nı dahi görmezden gelen, doğal, kültürel, çevresel değer ve varlıkları “paraya çevirerek ülke ekonomisini kurtaracağını sanan” anlayışın, toplum, kentler ve planlama kuram ve uygulaması üzerindeki yok edici etkisi,
- Planlamanın mevzi kaybetmesine yol açan neo‐liberal politikalar ve uygulamaları, Kamusallığı dışlayan, planlama ve toplumsal yarara konu kavramların içini boşaltıp sahte cennetler vadeden neo‐liberal politikalar ve uygulamaları karşısında mevzi kaybeden planlamanın ayakta kalma ve yaşamını sürdürme mücadelesi,
- Yeni devlet yapılandırması ile kurumlarda çalışan meslektaşlarımızın çalışma koşulları ve özlük hakları üzerindeki etkileri
olarak tanımlanan sorunlar, çözüm önerileri ve ortaya konan öngörülerin derinlemesine etkileyeceğini belirtmiştik..



